|


Kategori 8

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tüm yurtta 27 gece tutulan demokrasi nöbetleri ve darbe karşısında toplumsal dayanışma/ortaklaşma.

İnsanların Güç Birliği Yaparak Bir Darbe Girişimini Bastırmasına Tanıklık Etmek: Türkiye'deki 15 Temmuz 2016 Darbesi Vakası

İlknur SAVAŞKAN

Key words:

Sanırım 15 Temmuz 2016 günü Türkiye’de yaşayan herkes sıradan bir yaz akşamına hazırlanıyordu. Ancak saatler ilerleyip de gece karanlığı yavaşça çökerken, uzun yıllar boyunca üyelerini önemli devlet kuruluşlarına gizlice yerleştirmiş Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) adlı bir şebeke, hain planlarının açığa çıkması üzerine güzel ülkemizi darbeyle ele geçirmek için mecburen harekete geçti. İslami söylemler kullanarak terör ideolojisini yayan ve bir siyasi parti gibi çalışan FETÖ 15 Temmuz gecesi, sözde hizmet ettiği kendi halkına karşı en korkunç eylemini gerçekleştirmekte tereddüt etmedi. Fakat örgüt, toplumun her kesimine mensup vatandaşların demokrasiyi savunmak için birleşebileceğini düşünmemişti.

O gün Bursa’daki evimde gece saat 10:30 sularında sosyal medyadan şans eseri, İstanbul’da bulunan ve Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin askerler tarafından trafiğe kapatıldığını öğrendim. Bu haber beni paniğe sevk etti. Aklıma gelen ilk olasılık, bir terör örgütünün bombalı saldırı hazırlığının ortaya çıkarılmış olabileceğiydi. Daha fazla bilgi edinmek için endişe içinde bekleyerek geçen yaklaşık yarım saatin ardından, yine sosyal medya üzerinden, bu kez Ankara’da karışıklık olduğunu öğrendik.   

Kısa süre sonra, televizyon kanalları olaylarla ilgili yayınlarına başladı. Askeri birliklerde şaşırtıcı bir hareketlilik vardı. Savaş uçakları ve saldırı helikopterleri alçaktan uçuyor, askerlere tuhaf emirler veriliyor, ortalığı silah ve bomba sesleri kaplıyordu. İki büyük şehrimizde yıkım vardı. Bu feci olaylar patlak verdiği sırada dışarıda olan veya bombalanan binalarda bulunan vatandaşlar ne düşünmüş olabilir? Türkiye herhangi bir ülkeyle savaşta değildi. Bu bir iç savaş da olamazdı; çünkü halk arasında bu türden bir gerginlik yoktu. Alışılmadık bir durum olduğu belliydi. Ama kesin olan şuydu ki; bu talihsiz vatandaşlar ölüm tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Nitekim korkulan gerçekleşti ve yüzlerce silahsız ve masum insan hayatını kaybetti, çok daha fazlası da yaralandı.

Daha fazla bilgi toplamaya çalışarak TV kanalları arasında dolaşırken, gece 11 sularında Başbakan Binali Yıldırım’ın bir kanalın canlı yayınında yaptığı açıklamalara denk geldim. Başbakanımız ordu içindeki küçük bir grubun (sonradan bunların Fetullahçı cunta olduğu anlaşıldı) darbe girişiminde bulunduğunu belirterek halkın sakin olmasını istedi ve durumun kontrol altında olduğunu belirtti. Ancak bu rahatlama fazla uzun sürmedi. Zira bundan birkaç dakika sonra, gözlerimiz hâlâ TV ekranına kilitliyken, darbeci askerlerin bildirisi kanallardan yayınlanmaya başladı. Bildiride, ülke yönetimine el koyulduğu söyleniyordu. Ayrıca halka sokağa çıkmama uyarısında bulunuluyordu. Sonraki bir saat içinde darbeciler duyuru yapmaya devam etti. Gece yarısını biraz geçe, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan cep telefonu üzerinden görüntülü olarak bir TV kanalına bağlanıp, vatandaşlara sağ ve emniyette olduğunu gösterdi. Hükümet hâlâ görevinin başındaydı.

Darbenin gidişatını değiştiren ve Türkiye’nin yakın tarihinde şanlı bir sayfa açılmasını sağlayan da bu oldu. Cumhurbaşkanı bu canlı bağlantı vasıtasıyla halkı, darbecilere direnmek için meydanlara çıkmaya çağırdı. Halk durumu öğrenir öğrenmez, darbecilere karşı eşi benzeri görülmemiş bir tepki dalgası yükseldi. Öldürülme tehlikesine rağmen bu mübarek vatan uğruna sokaklara dökülen vatandaşlar, hep birlikte direnişe geçti. Cumhurbaşkanının çağrısı, halkın darbecilere başkaldırmasına yetmişti. Sokaklardaki göstericiler silahsızdı. Devletin en tepesinden gelen acil durum çağrısına milyonlarca insan uydu. 

16 Temmuz 2016 gününün ilk saatlerinde, Türkiye’nin her yerinde milyonlarca kişi şehir meydanlarında ve sokaklarda toplanmaya başladı. Bilhassa İstanbul ve Ankara’da gösterilen büyük cesaret örnekleri ve en kanlı olaylar, insanların toplanmaya başladığı ilk birkaç saat içinde gerçekleşti. Bu şehirlerde insanlar silahsız olmalarına rağmen, doğrudan üzerlerine ateş eden ve hatta bazen kendilerini tanklarla çiğneyen asker kılığındaki hainlere fiziksel olarak direndi. Sahiden de, bu insanların darbenin bastırılmasında ciddi bir rol oynadığı tartışılmaz bir gerçektir. Şüphesiz ki, onlar özgürlük ve ülke demokrasisi uğruna canlarını tehlikeye attı. Sabah saat 9 civarında, darbe girişiminin neredeyse tamamen bastırıldığı duyuruldu. Püskürtülen bu terör saldırısında o ana kadar, tereddüt etmeden sokaklara çıkan yaklaşık 200 kişi şehit olmuş, binlercesi de yaralanmıştı. Şoke edici bir dizi olayın ardından ertesi gün, yani 16 Temmuz 2016’da hayatın tekrar normale dönmeye başladığını söyleyebiliriz. Tekrar hayatlarımıza ve işimize gücümüze dönsek de, hepimiz FETÖ tehlikesinin hâlâ geçmemiş olabileceğinin farkındaydık. Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine, vatanın güvenliğini ve bütünlüğünü korumak için sonraki geceler boyunca da haberleşip meydanlarda ve sokaklarda toplandık ve her türlü tehdide karşı tek vücut olacağımızı gösterdik.

“Demokrasi Nöbeti” adı verilen bu toplantılar, sonraki 27 gün boyunca Türkiye’nin tüm şehirlerinde akşamdan sabaha kadar aralıksız devam etti. Kadın, erkek ve hatta çocuk olmak üzere hemen hepimiz, hakiki bir cesaret ve tutkuyla sokaklarda bir araya geliyor ve demokrasimizi koruyup kollamak için seçilmiş hükümete destek veriyorduk. Bu toplumsal işbirliği ve bağ, her siyasi görüşten ve etnik kökenden insanı kapsıyordu. Bu nöbetlerde, hiç kimsenin giyim tarzının, maddi durumunun, eğitim seviyesinin, mesleğinin veya dini inancının bir önemi yoktu. Önemli olan tek şey vatanseverlikti. Demokrasinin zaferi ve korunması kutlanıyordu. Kalabalıklar akşamdan sabahın ilk ışıklarına kadar bayraklarını sallıyor, Kuran’dan sureler okuyor, sloganlar (bilhassa “Şehitler ölmez!”) atıyordu. İnsanların Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın adını melodik bir şekilde haykırması hâlâ kulaklarımda yankılanıyor.

Avrupa, Asya ve Ortadoğu’nun birleştiği noktadaki en önemli merkez olan Türkiye’de yaşayan insanlar tüm dünyaya, hiçbir ön uyarı, tecrübe veya hazırlık olmadan dayanışmanın gücünü gösterdi. 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye tarihinin en kanlı ve ölümcül kalkışması olsa da yurttaşların, polis güçlerinin ve kanunlara sadık askerlerin darbe girişiminin bastırılması için birleşmesine zemin hazırlayan ciddi bir dönüm noktası oldu. Şu anda FETÖ üyelerini ve hükümete karşı bu hain eylemi gerçekleştirenleri yakalamak için çeşitli adımlar atılıyor. Yani hainlere rahat yok. 

Kategori 8

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tüm yurtta 27 gece tutulan demokrasi nöbetleri ve darbe karşısında toplumsal dayanışma/ortaklaşma.

1. Gülşen ÖZER

15 Temmuz Gecesi Sokağa Çıkan Siviller

2. Büşra KILIÇ

15 Temmuz Hareketinde Türkiye'nin Kadınları

3. İlknur SAVAŞKAN

İnsanların Güç Birliği Yaparak Bir Darbe Girişimini Bastırmasına Tanıklık Etmek: Türkiye'deki 15 Temmuz 2016 Darbesi Vakası