|


Kategori 8

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tüm yurtta 27 gece tutulan demokrasi nöbetleri ve darbe karşısında toplumsal dayanışma/ortaklaşma.

15 Temmuz Hareketinde Türkiye'nin Kadınları

Büşra KILIÇ

Key words: 15 Temmuz, kadınlar, darbe girişimi, dayanışma

Bu makalenin amacı, Türkiye’nin kadınlarının 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ne tür roller oynadığını ve ne gibi tepkiler gösterdiğini incelemektir. 15 Temmuz’da halkın önemli bir çoğunluğunun darbe girişimine karşı çıktığı ve ne olup bittiğini anlar anlamaz bu kalkışmayı bastırdığı görüldü. Türkiye’de daha önce yaşanmış darbe deneyimleri1 sebebiyle bu kalkışma, daha duyulduğu andan itibaren halkın şiddetli tepkisiyle karşılaştı. İnsanlar geçmişteki darbeler sırasında yaşadıklarını tekrar yaşamak yerine, canlarını kaybetme pahasına tankların önünü kesti. Daha Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cep telefonu vasıtasıyla görüntülü olarak bir TV kanalına bağlanıp halkı, milli iradeye karşı bir darbe girişimi olarak nitelediği bu kalkışmaya direnmek için meydanlara çıkmaya çağırmadan önce halk, askerleri durdurmak için sokaklara çıkmıştı. Sokaklardaki insanlara güç veren bu çağrı, darbenin kaderini belirledi. Cumhurbaşkanının çağrısının ardından, içlerinde çocukların ve kadınların da bulunduğu kalabalıklar hep birlikte darbecilere direndi. Bu makalede özellikle, kadınların darbe girişimine nasıl tepki gösterdiğine ve dayanışmanın oluşmasında ne gibi roller oynadıklarına odaklanılmış ve farklı yerlerdeki çeşitli vakalar incelenmiştir.

İlk olarak, sokaklardaki kargaşanın sebebinin darbe girişimi olduğunun öğrenilmesi üzerine bir TV kanalında cumhurbaşkanıyla görüntülü canlı bağlantı kurmayı başarıp onun halkı meydanlara çağırdığı kritik açıklamayı yapmasını sağlayan kişi, bir kadın muhabir olan: Hande Fırat’tı. Bu neredeyse darbecilerin devlet televizyonunu ele geçirmesiyle aynı anda gerçekleşti. Bunu dikkate aldığımızda, darbe girişimine karşı duruşunu açıkça dile getirerek hayatını tehlikeye atan Fırat’ın ne kadar önemli bir şey yaptığı anlaşılıyor. Diğer taraftan, halka iletilen mesajın kendisi de çok önemliydi çünkü bu mesaj darbenin gidişatını ve kaderini belirledi.

TV programlarında halkı bilgilendirerek önemli roller oynayan kadın muhabirlere ek olarak, sokaklara çıkıp darbeci askerlerle karşı karşıya gelen kadınlar da vardı. Bunların bazıları darbeciler tarafından şehit edildi. Kadın şehitlerin altısı, özel harekât mensubu polislerdi.2 Bu kadınlar sadece resmi görevleri gereği değil, vatana destek bilinciyle hareket ediyordu. Şehitlerin darbe kalkışmasına yönelik tutumları ve vatanseverlikleri, katledilmelerinden hemen önce sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlardan anlaşılabiliyor. Bu kadınlardan biri olan Demet Sezen’in bir akrabası tarafından aktarılan sözleri şöyle: “Dik durun, ağlamayın. Düşmanı sevindirmeyelim. Şehadet en yüksek mertebedir.” 

15 Temmuz’un kadın kurbanları polislerle sınırlı değildi. Bilhassa cumhurbaşkanının çağrısından sonra sokaklara çıkan çok sayıda sivil arasında kadınlar da vardı. Mesela, bunlar arasında bulunan 52 yaşındaki bir kadın gösterici şehitlik mertebesine erişti. 15 Temmuz gecesi halk ile darbeci askerler arasındaki mücadelenin sembolik mekânlarından biri haline gelen Boğaziçi Köprüsü’nde, 44 yaşındaki bir kadın şehit oldu. Köprüdeki mücadele ve çatışma sabaha kadar devam etti. Köprüde şehit düşenler arasında 51 yaşında bir kadın da vardı. Boğaziçi Köprüsü’ndeki mücadelenin en ön saflarında yer alan kadınlar, hem darbeci askerlere karşı durmuş hem de diğer direnişçilere psikolojik destek vermişti.

Darbe girişiminin bastırılmasından sonra adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen Boğaziçi Köprüsü’nde 15 Temmuz gecesi yaşanan hadiseler, insanların neleri göze aldığı hakkında fikir veriyor. Çekilen görüntülerde, tanklarla köprüye konuşlanmış askerler ateş açmaya başladığı halde, kadınlardan birinin uyarılara rağmen askerlerin yanına giderek onlarla konuşmaya ve yaptıklarının suç olduğunu anlatmaya çalıştığı görülüyor. Kadının ikazlarını dikkate almayan askerler ateş etmeye devam ediyor ve sonunda kadın da vurularak hastaneye kaldırılıyor.3 Darbe gecesinin bir diğer önemli mekânı Atatürk Havalimanı’na akın eden insanlar arasında bulunan Vahide Şevkatlioğlu adlı 39 yaşındaki bir başka kadın da, tankları durdurmak için üzerlerine çıktı. Bu esnada ezilen ayağı sonradan hastanede kesildi. Üsküdar’da oturan ve fırıncılık yapan bir diğer kadın, yürüyerek köprüye gitti ve orada bacağından vuruldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi binası, askerlerce işgal edildikten sonra halk tarafından kurtarılan yerlerden biriydi. Belediye binasından halkın üzerine ateş açılması sonucu orada bulunan kadınlardan biri vurularak gazi oldu. Bu kadın o an sadece, şehit olma ihtimaliyle sevinç duyduğunu belirtti. Yukarıda bahsedilen vakalarda da görüldüğü üzere, bu ifade o gece sokağa çıkan kadınların genel haleti ruhiyesini özetliyor. Kocası askerler tarafından vurularak şehit edilen bir diğer kadın, kendini bırakmayıp cesurca hareket ederek ne kadar vatansever olduğunu gösterdi.

Önü askerlerce kesilen insanlar hâlâ onlarla konuşmaya ve onlara nasihat vermeye çalışıyordu. Özellikle kadınların askerlere annelik içgüdüsüyle yaklaştığı görülüyordu. İnsanların bu hoşgörülü tutumuna rağmen darbeci askerler acımasızca davranmaya devam etti. Akıncı Camii önünde çekilen görüntülerden birinde, askerlerin vurulup yaralanmış bir kadına tekrar ateş ettiği görülüyor.

O gece insanları kamyonetiyle meydanlara götüren yaşlı bir kadının fotoğrafı, darbecilere karşı verilen mücadelenin en önemli simgelerinden biri haline geldi. Bu fotoğraf, 15 Temmuz’un meşhur sembollerinden biri. Bu fotoğrafla birlikte, elindeki sopayla askerlerin karşısına geçen bir diğer yaşlı kadının fotoğrafı da halkın darbeye yönelik tepkisinin sembollerinden biri oldu. 

Bu makalede, darbeye direnen çeşitli kesimlerden kadınların taktiklerini, mücadelelerini ve tepkilerini anlatmaya çalıştım. Kadınların dâhil olduğu tüm vakaların ortak özelliği, milli değerleri savunurken sergiledikleri olağanüstü vatanseverlik ve hassasiyettir. Bunlar aynı zamanda, Türk kadınının cesaret ve fedakârlık gerektiren böyle bir kriz anında ne kadar etkili bir rol oynadığını gösteriyor. Kadınların eski çağlarda erkeklerle beraber savaştığı bilinir.4 Buradan hareketle, kadınlar atalarından miras kalan bir geleneğe uyarak 15 Temmuz gecesi, millet olmak açısından hayati öneme sahip bir mücadelede yerlerini almış oldu.

Dipnotlar:
1. Türkiye’de seçilmiş hükümetler 1960, 1971, 1980 ve son olarak da 1997 postmodern darbesi gibi çeşitli askeri müdahalelere maruz kaldı. Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye’de_asker%C3%AE_m%C3%BCdahaleler
2. Zeynep Sağır, Selda Güngör, Kübra Doğanay, Demet Sezen, Cennet Yiğit ve Gülşah Güler hayatlarını kaybetti. Kaynak: http://www.superhaber.tv/15-temmuzun-kahraman-kadin-sehitleri-12776-haber
3. Safiye Bayat adlı bu kadın, sonradan verdiği bir röportajda yaptığından pişman olmadığını ve korkmadığını belirtirken, şu sözlerle ne kadar kararlı olduğunu vurguluyor: “Bir kadın olarak oraya hangi cesaretle gittiğimi bilmiyorum. Ama mesele vatan olunca insan bambaşka duygular içine giriyor. Benim yaptığımı bir erkek yapsaydı, darbeciler onu anında vururdu.” Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=PRCPEUO-pBM
4. Avcı, M. İslam Öncesi Türk Devletlerinin Sosyal Hayatında Kadının Rolü. Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi s.91

Kategori 8

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tüm yurtta 27 gece tutulan demokrasi nöbetleri ve darbe karşısında toplumsal dayanışma/ortaklaşma.

1. Gülşen ÖZER

15 Temmuz Gecesi Sokağa Çıkan Siviller

2. Büşra KILIÇ

15 Temmuz Hareketinde Türkiye'nin Kadınları

3. İlknur SAVAŞKAN

İnsanların Güç Birliği Yaparak Bir Darbe Girişimini Bastırmasına Tanıklık Etmek: Türkiye'deki 15 Temmuz 2016 Darbesi Vakası