|


Kategori 8

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tüm yurtta 27 gece tutulan demokrasi nöbetleri ve darbe karşısında toplumsal dayanışma/ortaklaşma.

15 Temmuz Gecesi Sokağa Çıkan Siviller

Gülşen ÖZER

Key words: 15 Temmuz, darbe, halk, etken

Halkın harekete geçtiği anlar, bir milletin tarihindeki kırılma noktalarını oluşturur. Halk devrimlerinin kaderini, protesto eylemlerine katılanların sayısı belirler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu tür halk hareketleri açısından çok da zengin olduğu söylenemez. Türk halkı, cumhuriyet döneminde genellikle pasif ve sessiz direnişi tercih etmiştir. Bunu da, memnuniyetsizliğini seçim sandığında göstererek, inandığı partiyi iktidara getirerek veya beğenmediğini demokratik sistemin kuralları içerisinde iktidardan uzaklaştırarak yapmıştır. Elbette ki bunun çeşitli sebepleri ve izahatları vardır. Ancak bu makalenin esas konusu, halkın hoşnutsuzluğunu seçimden seçime ifade etme alışkanlığının teferruatlı bir incelemesi değil de, bu tutumun 15 Temmuz’da nasıl değiştiğidir.

Halkın önemli bir kısmı, hiçbir ön hazırlık olmadan, sadece cumhurbaşkanının televizyona çıkıp halka hitap ederek onları darbeye direnmek için sokaklara çıkmaya çağırmasının hemen ardından sokaklara döküldü. Halkın büyük katılımla gerçekleştirdiği bu protesto eylemleri, Türkiye tarihinde nadir görülen bir olaydı. Bunun sıradışı bir tepki olduğu çok açıktır. İnsanlar sokaklarda ölebileceklerini bildiklerinden, evlerinden çıkmadan önce yakınları ile helalleştiler ve son dualarını ettiler. Bu yüzden, sokaklara sanki bir istiklal savaşına gidiyormuş gibi çıktılar. Bu noktada asıl soru, memnuniyetsizliklerini ifade etmek açısından genelde sessiz ve pasif kalan bir halkın bunu nasıl gerçekleştirebildiğidir. Aşağıdaki bölümde, halkı bu direnişe sevk eden etkenleri ele alacağım.

Az evvel bahsettiğim motivasyonu sağlayan etkeknlerden birisi halkın dindarlığıdır. Darbe sonrasında yapılan röportajlarda çoğu kişi, sokağa çıkmadan önce Kuran okuduklarını ve son dualarını ettiklerini belirtmiştir. Türk halkı için son derece belirleyici bir etken olan din, 15 Temmuz’da kitleleri harekete geçirdi. Zira İslam, vatanın korunmasını ve savunulmasını öğütler. Bu uğurda can verenler şehit kabul edilir. Kuran’ın ilgili ayetleri gereği şehitler ölü olarak görülmez ve Allah’ın rahmetine ve şefaatine nail olduklarına inanılır. Bu sebeple, 15 Temmuz gecesi can vermek vatan savunması çerçevesinde dini bir mana içeriyordu.

Millet olmak açısından vatanın daima hayati bir öneme sahip olduğu kabul edilir. Ecdadın muhafazası uğruna kanını döktüğü ve sonraki nesillerin hayatlarını sürdürdüğü vatanın savunulması, bir sadakat nişanesi olarak son derece önemli bir konudur. Geçmişte şehit düşenlerin döktüğü kanlar bir yeri vatan yapar. Dolayısıyla, vatanın muhafazası ihmale gelmez. Vatan ancak ecdat gibi şehit düşülerek terk edilir. Vatana yönelik bu güçlü bağlılık, 15 Temmuz gecesi cumhurbaşkanının vatan savunması çağrısı üzerine insanları harekete geçirdi.

Türkiye tarihinde geçmiş dönemlerde yapılan darbeler toplumun dengelerini yıllar boyunca altüst ettiği için, darbe girişimi Türk halkını vatanı savunmak gerektiği düşüncesine yöneltti. Darbe dönemleri halkın hafızasına, bir daha yaşanmaması gereken tecrübeler olarak kazınmıştır. Darbe dönemlerinde suçlular ile masumlar birbirine karışır, haksız suçlamalar, haksız yere hapsedilme ve işkence vakaları görülür. Ayrıca ekonomik ve sosyal istikrarsızlık artar. 28 Şubat 1997’de yapılan ve ülkedeki dindarları hedef alan darbe, halkı hâlâ rahatsız etmektedir. Bu anlamda, geçmişteki darbelere duyulan nefret benzer tecrübelerin tekrar yaşanmasını önlemek için halka güç verdi.

Halkın darbe gecesi düzenlediği gösterilerin ardındaki bir başka etken de, kuşkusuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun televizyondan yaptığı sokağa çıkma çağrısıydı. Bu bakımdan, Erdoğan’ın halkın önemli bir kesimi üzerindeki etkisi çarpıcıdır. Erdoğan İstanbul belediye başkanlığı döneminden itibaren sevilen bir lider olmuştur. Çeşitli makamlarda hizmet ederken halkla kurduğu sıcak ilişkiler, insanların ona olan sevgisini artırmıştır. Halkın, cumhurbaşkanının sokaklara çıkıp darbeci askerlere direnme çağrısına ölüm tehlikesine rağmen uymasında işte bu sevgi çok büyük bir rol oynadı. Cumhurbaşkanının çağrısı sonrasında, sokaklara çıkanların sayısının inanılmaz ölçüde arttığı görüldü. 

Türk milleti tarih boyunca özgürlük kavramına daima büyük önem vermiş ve onu vazgeçilmez bir şey olarak görmüştür. Gerek göçebelik döneminde gerekse yerleşik hayata geçtikten sonra, özgürlük millet olmanın asli bir unsuru olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden, özgürlüğünün tehlikeye düştüğü anlarda Türk halkı insanüstü bir gayretle onu korumak için savaşır. Yakın dönemde yaşanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan İstiklal Savaşı ve Çanakkale Muharebesi gibi savaşlar, 15 Temmuz gecesi bir kez daha ortaya çıkan özgürlük aşkının birer örneğidir.

Yukarıda zikredilen ve esasen siyasetin iç dinamikleriyle ilişkili olan faktörlere ek olarak, yabancı ülkelerdeki siyasi gelişmelerle alakalı faktörler de vardır. Yakın zamanda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler başlangıçta özgürlük ve baskılardan kurtulmak için uygun bir ortam yaratsa da, siyasi kargaşa sebebiyle katliamlara ve can kayıplarına yol açtı. Arap Baharı olarak adlandırılan süreç, başlangıçta yarattığı beklentileri karşılamadı. Bu yüzden, benzer olayların Türkiye’de de yaşanacağından korkuldu. Mısır’da halkın protestolarıyla başlayan ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren bir askeri darbeyle sona eren süreç, buna bir örnek idi. 15 Temmuz gecesi insanların zihninde uyanan ilk düşüncelerden biri, halkın iradesiyle göreve gelen cumhurbaşkanının devrileceği korkusuydu. Darbenin ülkenin işgaliyle sonuçlanabileceği düşüncesi, darbecilere karşı direnişi güçlendirdi. Ayrıca Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteciler, Ortadoğu’daki siyasi karışıklık gerçeğini ve yaşanan acı verici tecrübeleri gözler önüne seriyordu. Bunların sonucunda Türk halkı, zorlukları aşmak ve ülkeyi benzer bir akıbetten kurtarmak için elinden gelen her şeyi yaptı.

Özetlemek gerekirse, Türk milletinin fıtratında olan özellikler ile iç ve dış siyasetten kaynaklanan faktörler 15 Temmuz gecesi bir araya gelerek insanları darbecilere direnmeye yöneltti. Silahsız insanların darbecilere ait tankların önüne dikilmesi, adeta toplu halde yapılan bir kendini feda eylemiydi. İnsanlar tankların önüne yatmak, F16’lara levye fırlatmak ve uçakların görüş alanını kısıtlamak için kendi tarlasını ateşe vermek gibi olağanüstü taktiklerle darbecileri durdurdu. Bu mücadele azmi kaynağını, milli duyguların ve sadakatlerin uyanışından aldı. Türk halkı; devlet, millet, bayrak ve din gibi değerlere olan güçlü bağlılığını ve bunlar uğruna kendini feda etme kararlılığını ortaya koydu.

Kategori 8

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tüm yurtta 27 gece tutulan demokrasi nöbetleri ve darbe karşısında toplumsal dayanışma/ortaklaşma.

1. Gülşen ÖZER

15 Temmuz Gecesi Sokağa Çıkan Siviller

2. Büşra KILIÇ

15 Temmuz Hareketinde Türkiye'nin Kadınları

3. İlknur SAVAŞKAN

İnsanların Güç Birliği Yaparak Bir Darbe Girişimini Bastırmasına Tanıklık Etmek: Türkiye'deki 15 Temmuz 2016 Darbesi Vakası