|


Kategori 5

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin önlenmesinde camiler ile medya ve dijital platformların payı.

15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminin Bastırılmasında Camilerin, Medyanın ve Dijital Platformların Oynadığı Rol

Yussif MOHAMMED ALHASSAN

Key words: 15 Temmuz, camiler, medya, dijital platformlar, Türkiye’deki darbe

Askeri darbelerle ilgili akademik çalışmalara göre, darbelerin başarısı sadece darbecilerin elindeki askeri güce bağlı değildir. Bu daha ziyade, darbecilerin ülke halkını darbenin başarılı olduğuna inandırmasına bağlıdır. Singh’e göre (2016), 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin başarısız olmasının nedeni darbecilerin Türk halkını darbenin başarılı olduğuna tam olarak ikna edememesiydi.1 Medya her zaman, darbeler sırasında yararlanılan en önemli vasıtalardan biri olmuştur. Türkiye’deki darbe girişiminde bu yöntemi kullanmaya yönelik çabalar olduysa da, darbecilerin başarılı olmasını engelleyen başka etkenler vardı. Türkiye’deki darbenin bastırılmasında ortaklaşa rol oynayan temel etkenleri tartışırken, aşağıdaki hususlara değinmeden geçemeyiz.

Cami, İslam tarihinde Müslümanlar açısından her zaman önemli bir mekân olmuştur. Cami genel anlamda; Müslümanlara ibadet yeri hizmeti gören,  ilahi ve mübarek bir varlığın yeryüzündeki sembolik temsilcisi olarak görülür. Cami ayrıca, Müslümanlar için toplumsal ve eğitsel bir merkez olmak gibi başka işlevler de üstlenir. Son zamanlarda, dünyanın bazı bölgelerinde cami yalnızca Allah’a ibadet edilen bir mekân olarak görülmektedir. Caminin başka amaçlar için, özellikle de siyasal gayelerle kullanılması kimi İslam âlimleri tarafından tamamen reddedilmektedir. Hatta o kadar ki, siyasi faaliyetlerde bulunan Müslümanlar kimi zaman hakiki dindar ve mümin kişiler olarak görülmez. Bu İslam âlimlerine göre cami, her türlü dünyevi ve siyasi yönlendirmeden uzak tutulması gereken kutsal bir arınma mekânıdır. Bunları bildiğim için, bulunduğum yerdeki caminin imamının 15 Temmuz gecesi, halkı darbecileri protesto etmek için sokaklara çıkmaya çağırdığını ve teşvik ettiğini duyunca çok şaşırdım. İmam bu çağrıyı, ezanı okuduktan sonra yapmıştı. Sonradan, aynı çağrıların ülkenin tüm camilerinden yapıldığını öğrendim.

Gerçekten de, Mehmet Görmez yönetimindeki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve ülkedeki 85 bin caminin Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir kısım askerin başlattığı beklenmedik darbe girişiminin bastırılmasında oynadığı rol çok önemliydi. Aslında bu olay, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve laik devletin kuruluşu sonrasında Türkiye’de yas veya kargaşa döneminde camilerden aynı anda ezan okunan ilk vakaydı. İster laik isterse dindar olsun, ezanı duyan tüm vatandaşlar darbecilere karşı koymak ve demokrasiyi desteklemek amacıyla sokaklara çıkma ihtiyacı hissetti. Şehirlerin sokaklarını dolduran vatandaşların “Ya Allah, Bismillah, Allahü Ekber” diye bağırması şaşırtıcı değildi. Sahiden de, camiler çoğu vatandaşa tankların önünde durma ve onları kovalama cesareti ile gözüpekliğini verdi. İnsanlar bunu, İslami değerlerini savunmaya yönelik bir çağrı olarak görmüştü.

Üstelik 15 Temmuz Cuma günkü bu darbenin failleri, bazı yayın organlarının kontrolünü ele geçirmiş ve seçimle gelmiş hükümeti devirdiklerini ilan etmişti. Darbeciler kamu yayın kuruluşu TRT’ye de el koydu. Ancak günümüz Türkiye’sindeki geleneksel medya organlarının (bilhassa özel kanalların) sayısının çokluğu, onların işini fazlasıyla zorlaştırdı. Bu yüzden de, medyayı kontrol etmeyi başaramadılar. Çeşitli TV kanalları İstanbul ve Ankara’daki olayları canlı yayınla halka ulaştırdı. 15 Temmuz askeri darbe girişiminin başarısız olmasının bir diğer sebebi de, Türkiye’deki geleneksel medyanın zihniyetinin değişmiş olmasıydı. Medya kuruluşları, tıpkı Batı’da olduğu gibi askeri yönetime karşı sivil idareyi desteklemeye başlamıştı.2 Bu nedenle, geçmişteki 1960, 1971, 1980 ve 1997 darbelerinde oynadıkları rolden farklı olarak bu kez darbeye karşı çıktılar. Sonuçta medyanın büyük kısmı, halkı darbecilere karşı çıkmak için sokaklara çıkmaya ve demokratik hükümete destek vermeye teşvik etti. İşte bu yüzden, CNN Türk kanalı “SON DAKİKA” programında, FaceTime üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüntülü bağlantı kurdu. Erdoğan halka hitap etti ve herkesi ülkenin geleceği ile demokrasisini savunmak için meydanlara çıkmaya çağırdı.3

Buna ilaveten, darbecilerin püskürtülmesinde sosyal medya (teknik ifadesiyle dijital platform) da çok önemli bir rol oynadı. 2011 ve 2013’te Mısır’da olduğu gibi, halkın aktif biçimde yönetime katılmak için kullandığı sosyal medya çok etkili bir vasıta haline geldi. Dijital platformlar vatandaşların nasıl yönetileceklerine karar vermelerini kolaylaştırmakta önemli bir rol oynadı. Her ne kadar Türkiye, Electronic Frontier Foundation adlı kuruluş tarafından “internette sansürün kalesi” olarak nitelendirilse de (Wong, 2016), 15 Temmuz gecesi yaşanan olaylar sosyal medyanın Türkiye toplumu için önemini ortaya koydu.4 Örneğin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve destekçileri darbe girişimini savuşturmak için sosyal medyayı yoğun biçimde kullandı. Cumhurbaşkanı böylece, halka yönelik direniş çağrısını FaceTime vasıtasıyla CNN Türk canlı yayınında ve Twitter ile Facebook üzerinden yapabildi. Maeve Shearlaw’ın ifadesiyle, “(…) bu platformlar, geleneksel yöntemlerin sağlayamayacağı örgütlenme ve protesto imkânları” sundu.5 Bunun sonucunda, Erdoğan’ın mesajı ve sokaklarda meydana gelen hadiseler benzer platformlar üzerinden, halkı harekete geçiren ve halkta yüksek farkındalık oluşturan yurttaş gazeteciliği vasıtasıyla daha çok kişiye ulaştırıldı. Bu ayrıca, sıradan vatandaşların fikir alışverişinde bulunmasını ve başkalarını da sokaklara çıkararak darbeye direnmeye teşvik etmesini sağladı.

Özetlemek gerekirse, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında birkaç faktör önemli rol oynadı. Camiler, medya ve dijital platformlar bir araya gelerek halkı harekete geçirdi ve darbecilere direnmeleri için vatandaşlara manevi güç verdi. 15 Temmuz gecesi yaşanan olaylar, günümüz toplumlarındaki hadiselerin ve bu toplumların geleceğinin şekillenmesi açısından dinin, medyanın ve dijital platformların ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.     

Dipnotlar:
1. Zack, B (2016). Türkiye’deki darbe niçin başarısız oldu: bir uzmanın görüşleri. VOX Media. Erişim: http://www.vox.com/2016/7/16/12205352/turkey-coup-failed-why.
2. Karagöz, S. ve Kandemir, P (2016). 15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinde medyanın rolü. Insight Turkey, Vol. 18/No.3/2016, s. 19-29.
3. Abutaleb, Y (2016). Turkiye’de Darbe: Sosyal medyanın darbenin bastırılmasında oynadığı hayati rol. News Europe. Erişim: http://www.independent.ie/world-news/europe/turkey-coup-how-social-media-played-a-crucial-role-in-crushing-coup-34888827.html.
4. Wong, J. C (2016). Türkiye’deki darbe girişimi sırasında sosyal medya engellenmiş olabilir. The Guardian. Erişim: https://www.theguardian.com/world/2016/jul/15/turkey-blocking-social-facebook-twitter-youtube.
5. Shearlaw, M. (2016). Beş yılın ardından Mısır: yaşananlar bir ‘sosyal medya devrimi’ miydi? The Guardian. Erişim: https://www.theguardian.com/world/2016/jan/25/egypt-5-years-on-was-it-ever-a-social-media-revolution.