|


Kategori 4

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi karşısında BM, NATO, AB gibi kuruluşlar ile ABD- Rusya ve diğer ülkelerin duruşları.

15 Temmuz Öncesi ve Sonrasında ABD ve Batı

Erol UZUN

Key words: 15 Temmuz darbe girişimi, Batı ve darbe, ABD, FETÖ, 15 Temmuz ve Batı

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi, sadece Türkiye ve Türk halkı için değil aynı zamanda tüm bölge ve hatta tüm dünya için tarihi bir olaydı. Ortadoğu’da demokrasi ile siyasi istikrarın son kalesi olan Türkiye, son yıllarda Batılı ülkelerin ve birtakım terör örgütlerinin hedefindeydi. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) amaçları ve yöntemleri incelendiğinde, örgütün Batı’nın kontrolünde olduğu anlaşılmaktadır. FETÖ İslam dünyasında, Batı’ya ve emperyalizme direnebilecek ülkelerin pasifize edilmesi ya da Batı’ya yönelik sempati oluşturmak amacıyla birçok yıkıcı ve telafisi imkânsız işler yaptı. Batı, doğrudan müdahalenin riskli olduğunu düşündüğü veya müdahale edemediği bölgelerde ve özellikle de Türkiye’de FETÖ’yü kullandı. Bu anlamda, Batı’nın koordinasyon sağlayıcı rolü hem örgütün kuruluşunda hem de düzenlediği askeri darbe girişiminde açıkça görülmektedir. Yani meselenin “perde arkasındaki asıl elebaşı” bellidir. 

15 Temmuz Öncesinde ABD ve Batı

Uluslararası güçler, seçilmiş hükümeti FETÖ vasıtasıyla devirmek için 15 Temmuz öncesinde de çeşitli girişimlerde bulunmuştu. 2012’deki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) krizi ile 2013’teki Gezi Parkı protestoları ve 17-25 Aralık operasyonları, bunların en belirgin örnekleriydi. Ancak amaçlarına ulaşamayınca, 2014’ten itibaren uluslararası medyada, Erdoğan hakkında söylentiler yayarak onun bir diktatöre dönüştüğünü ve Türkiye’nin totaliter bir ülke olmaya başladığını iddia ettiler. Ardından, birtakım darbe söylentileri çıkardılar. Oysa “diktatör” sözcüğünü ağızlarından düşürmeyen ABD ve Batılı ülkeler, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleri gibi hakiki dikta rejimlerine ses çıkarmıyordu. Batı’nın bu sözcüğü kendi halklarını 15 Temmuz darbe girişimine hazırlamak için kullandığı şimdi anlaşılıyor. Batılı ülkelerin, kendi politikalarına uymayan ülkelere karşı ekonomik ve hatta gerekirse askeri müdahalelerde bulunduğu bilinmektedir. Başta ABD olmak üzere Batılı küresel güçlerin, darbe düzenleme, darbe yaptırma ve darbeleri destekleme konusunda kabarık bir sicili vardır. İnternette kısa bir araştırma yapınca, ABD’nin son 20 yılda 20’den fazla darbeye destek verdiği görülmektedir. Bu vakaları yakından incelediğimizde, ideolojiden bağımsız olarak, Batı’nın müdahalelerinin genellikle daha fazla millileştirme projeleri uygulayan ve bağımsız bir siyasi söylem benimseyen ülkeleri ve liderleri hedef aldığı ortaya çıkıyor. ABD ve Batı, bu darbeler için her zaman çeşitli sebepler göstermiş ve algı mühendisliği yapmıştır. Demokrasiden uzaklaşılması, otoriterliğe sürüklenme ve insan hakları ihlalleri, bu sebeplerden bazılarıdır. Türkiye için de aynı durum geçerli olmuştur. Örneğin, geçmişte ABD eski başkanı Bush’a Ortadoğu konusunda danışmanlık yapmış neocon American Enterprise Institute araştırmacısı Michael Rubin, 21 Mart 2016’da yayınlanan makalesinde, “Darbe olasılığı çok yüksek” diye yazmıştı. Rubin aynı makalede, “paranoyak”, “kontrolden çıkmış”, “tek adam” ve “diktatör” olmakla suçladığı Erdoğan’ın, eğer idam edilmezse uzun yıllar hapis yatacağını da iddia etti. Rubin açıkça, “Türkiye’de darbe olursa, ABD hükümeti darbecilerle çalışmaya devam edecek” diye devam etti. ABD’nin eski Türkiye büyükelçileri Eric Edelman ile Morton Abromowitz, Mart 2016’da Washington Post’ta yayınlanan yazılarında Erdoğan’ı istifaya çağırdı. Edelman ve Abromowitz, “Başta da belirttiğimiz gibi, Erdoğan Türkiye’yi parlak bir geleceğin beklediğine hâlâ inanıyorsa, ya reform yaparak mevcut politikalarını terk etmeli ya da bu geleceği mümkün kılmak için istifa etmeli” diye yazdı. Dion Nissenbaum, Wall Street Journal’da 15 Mayıs 2016’da çıkan makalesinde, Türkiye’deki darbe olasılığına dair tartışmalara değindi. Nissenbaum şöyle yazdı: “Ordu içindeki haber kaynaklarına göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü tekrar artırması, Erdoğan’ın generaller tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde devrilmesine dair endişelere sebep oldu.” Neocon eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin ulusal güvenlik danışmanlığını yapmış John Hannah, Haziran 2016’da Foreign Policy’de yayınlanan makalesinde, Erdoğan için hesap verme gününün eninde sonunda geleceğini belirterek, “Erdoğan’ın sorunları gittikçe ağırlaşıp yayılıyor ve ABD’nin çıkarlarına yönelik riskleri artırıyor. Hesap günü mutlaka gelecek. ABD hasarı azaltmak için şimdiden hazırlanmalı” diye yazdı. Hannah, Erdoğan’ı durdurmak için şu seçenekleri önerdi: “Merkez sağ muhaliflerin AK Parti’den ayrılması, Gezi Parkı benzeri büyük protestolar veya bir askeri darbe.”

15 Temmuz Sonrasında ABD ve Batı

ABD ve Batı’nın kanlı darbe gecesi sırasında ve ertesi gün verdiği tepkiler oldukça önemlidir. Darbenin bastırılmasından sonraki ilk birkaç saatte net bir tutum sergilemeyen ABD ve Batı,  darbeye karşı çıkmak yerine Türkiye’yi, “demokrasi”, “hukukun üstünlüğü” ve “kurumlara saygı” konularında uyardı. Dahası, Türkiye’yi “fazla ileri gitmemesi” konusunda uyaran ABD ile Batı, Türk halkından ziyade darbeciler için endişelendi. Uluslararası medya, darbenin bastırılmasından sonra Türkiye’de demokrasinin ortadan kalktığı izlenimi yaratıyordu. Michael Rubin’in New York Post’ta çıkan “Türkiye’deki Darbe Neden Umut Olabilirdi?” başlıklı yazısı, bunlara bir örnekti. Rubin bu makalede, Türkiye’de daha önce yapılmış darbeleri hatırlattıktan sonra, 15 Temmuz darbe girişiminin demokrasiyi korumayı amaçladığını ve cunta üyelerinin gerçek amacının demokratik rejimi yeniden tesis etmek olduğunu iddia etti. Benzer bir makale de Fox News sitesinde yayınlandı. Ralph Peters, “Türkiye’nin Son Umudu da Söndü” başlıklı bu makalesinde; gittikçe muhafazakârlaşan Türkiye’de demokratik ve laik düzenin ancak bir askeri darbeyle rayına oturtulabileceğini, ancak darbe girişimi başarısız olduğu için İslamcıların devlete daha da hâkim olacağını belirtti. Türkiye’nin bu zor ve hassas döneminde yayınladığı haberlerle tarafsız ve saygın gazetecilikten çok uzaklaşan The Independent, “Türkiye’deki Darbe Girişiminin Bastırılması Liberal Demokrasi İçin Zafer Değil” başlıklı haberinde, İslamcıların galip gelmesi nedeniyle demokrasinin ve laikliğin tehlikeye girdiğini vurguladı. Taraflı haberler yayınlamaya devam eden gazetede,  “Erdoğan Kendisine Yönelik Darbeyi Türkiye’yi Tamamen İslamcılaştırmak İçin Kullanabilir” başlıklı bir makale daha çıktı. Erdoğan’ın başarısız darbenin ardından başkanlık sistemini kullanarak ülkeyi daha da muhafazakârlaştıracağı iddia edilen yazıda, laiklerin Türkiye’nin İslamcı bir ülkeye dönüşmesinden korktuğu belirtiliyordu. Darbe girişiminin başarısız olduğu anlaşılınca, uluslararası medya ağız değiştirip Erdoğan’ı yıpratmaya yönelik yalan haberler yayınlamaya başladı. The Guardian’da yayınlanan “Türkiye’deki darbe girişimi Erdoğan’ı gerçekten güçlendirdi mi?” başlıklı yazıda, görevden alınan FETÖ’yle iltisaklı askerlerin ve kamu personelinin yanında, darbeyle ilişkisi bulunmasa da Erdoğan’a tehdit oluşturabilecek kişilerin de tutuklandığı söylendi. Yayınlanan yalan haberlerde, cumhurbaşkanının bu darbe girişimini gücünü artırmak için fırsat gördüğü ve bunun da kutuplaşmış ülke için ciddi bir sorun teşkil ettiği belirtiliyordu. Guardian aynı konuyla ilgili, “Darbe girişimi sonrasında Türkiye’yi şiddet ve baskı dolu günler bekliyor” başlıklı bir başka makalede, Erdoğan’ın 2002’de iktidara geldikten sonra, Atatürk ilkeleri ışığında laikliği ve demokrasiyi koruyan orduya karşı tavır aldığı ve bunun da günümüzdeki duruma zemin hazırladığını iddia etti. Ayrıca, izlenen muhafazakâr politikalar sonucunda Türkiye’deki laik anayasal düzenin yerini otoriter bir İslamcı rejimin alacağı ifade edildi.

Yukarıdaki örneklerden de anlaşıldığı üzere, Batı medyası darbenin aktörlerinden ziyade kurbanlarını suçladı. 15 Temmuz gecesi sokaklara çıkan insanların tek amacının Erdoğan’ı korumak ve desteklemek olduğunu savunan Batı medyası, halkın yaralı askerlere işkence ettiği izlenimi veren rahatsız edici ve çoğunluğu sahte fotoğraflar yayınladı. Özellikle ana akım Batı ve Amerikan medyası, darbenin faili FETÖ’nün adını hiç anmadı. Tam tersine, örgütü barışçı bir hareket gibi yansıtmaya devam ettiler. Dahası hepsi ağızbirliği etmişçesine, yaşanan tüm olumsuzluklardan Türkiye’nin meşru hükümetinin ve doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının sorumlu olduğunu söylüyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Genelkurmay Başkanlığı binası, MİT karargâhı, Ankara Emniyet Müdürlüğü binası, Polis Özel Harekat Merkezi ve TRT binası gibi büyük sembolik öneme sahip birçok bina bombalandı. Siyasi liderleri öldürme girişimleri oldu. Daha da önemlisi, cunta mensupları F-16 savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve tanklar gibi ağır silahlar kullanarak 250’ye yakın masum insanı katletti. Bunların tümünü görmezden gelen Batı medyası, darbe girişimi sonrasında yasalar çerçevesinde alınan güvenlik tedbirlerini eleştirerek samimiyetsizliğini gösterdi. 

Kaynakça

ABD Ankara Büyükelçiliği, (2016), “Emergency Message for U.S. Citizens: Shots Heard in Ankara, Bridges Closed in Istanbul,” 15 Temmuz 2016, https://tr.usembassy.gov/emergencymessage-u-s-citizens-shots-heard-ankara-bridges-closed-istanbul/, Erişim Tarihi: 23 Aralık 2016.

ABD Dışişleri Bakanlığı, (2016), “Joint Press Availability With EU High Representative Federica

Mogherini,” 18 Temmuz 2016, https://www.state.gov/secretaryremarks/2016/07/260174.

DURAN Burhanettin, The Triumph of Turkish Democracy The July 15 Coup Attempt and Its Aftermath, SETA 2016

http://www.foxnews.com/opinion/2016/07/16/turkeys-last-hope-dies.html

http://www.bbc.com/news/world-europe-13746679

http://foreignpolicy.com/2016/07/15/erdogan-has-nobody-to-blame-for-thecoup-buthimself/

http://www.nytimes.com/2016/07/16/opinion/the-counter-coup-in-turkey. html

http://www.nytimes.com/2016/07/19/world/europe/turkey-erdogan-crackdown.Html

https://www.theguardian.com/commentisfree/2016/jul/17/turkey-defeatedcoup-military-turkish-army

Daily Sabah, (2016), “Turkey Slams German Magazine Der Spiegel’s Provocative Edition, Cover,” 14 Eylül 2016, http://www.dailysabah.com/diplomacy/2016/09/14/turkey-slams-germanmagazine- der-spiegels-provocative-edition-cover, Erişim Tarihi: 24 Aralık 2016.

Independent, (2016), “Erdogan Has Survived This Coup – But His Future Is Still Uncertain,”

16 Temmuz 2016, http://www.independent.co.uk/voices/editorials/turkey-couperdogan- military-army-erdogan-has-survived-this-coup-but-his-future-is-stilluncertain- a7140736.html

New York Times, (2016b), “The Erdogan Supporters Are Sheep, and They Will Follow Whatever He Says,” 19 Temmuz 2016, https://twitter.com/nytimesworld/status/755364571389591558,

New York Times, (2016a), “Erdogan Triumphs After Coup Attempt, but Turkey’s Fate Is Unclear,” 17 Temmuz 2016, https://twitter.com/nytimesworld/status/754776778204389376,

Rubin, Michael (2016), “Erdogan Has Nobody to Blame for the Coup but Himself,” Foreign Affairs, 15 Temmuz 2016, http://foreignpolicy.com/2016/07/15/erdogan-has-nobody-to-blamefor-the-coup-but-himself/

Reuters, (2016a), “Kerry Says Hopes for Peace and Stability in Turkey,” 15 Temmuz 2016,

Kategori 4

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi karşısında BM, NATO, AB gibi kuruluşlar ile ABD- Rusya ve diğer ülkelerin duruşları.

1. Erdem ÖZLÜK

Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Batının Organize Riyakarlığı

2. Faruk TEKŞEN

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi Sonrasında Avrupa-Atlantik Kurumlarıyla Daimi İlişkilerin Devamı ve Rusya ile Normalleşme

3. Erol UZUN

15 Temmuz Öncesi ve Sonrasında ABD ve Batı