|


Kategori 4

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi karşısında BM, NATO, AB gibi kuruluşlar ile ABD- Rusya ve diğer ülkelerin duruşları.

Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Batının Organize Riyakarlığı

Erdem ÖZLÜK

Key words: Batı dünyası, darbe girişimi, FETÖ, Türkiye

15 Temmuz 2016, hem demokrasi hem de Türkiye için tam bir felaket oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki bir grup asker, demokrasinin temel şartlarından biri olan serbest ve adil seçimlerle iş başına gelmiş meşru hükümeti devirmeye kalkıştı. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından düzenlenen bu darbe girişimi, Türkiye’nin demokrasi tarihindeki en kanlı müdahalelerden biriydi. Darbeciler meclisin de içinde bulunduğu bazı kritik devlet kurumlarını savaş uçaklarıyla bombaladı. Darbecilere direnen 250’ye yakın sivil, asker ve polis şehit olurken, 2 bin 195 kişi de yaralandı.1

Türkiye’nin 70 yılı bulan demokrasi tecrübesinde korkunç bir parantez açan bu darbe girişiminin, kökleri 2011’e kadar giden diğer tetikleyici sebeplerle birlikte incelenmesi gerekiyor. Kakışmanın bastırılmasından hemen sonra başlatılan soruşturmalar, darbe girişiminin son derece organize olduğunu gösterdi. FETÖ üyeleri 15 Temmuz öncesinde, çok sayıda küçük çaplı darbe girişiminde bulunmuştu. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşarının 2012’de ifadeye çağrılması, 2013’teki düzmece yolsuzluk operasyonları, Gezi Parkı protestolarının mali destek de sağlanarak kışkırtılması ve 2014’te MİT’e ait tırların Adana’da durdurulup aranması, bunlar arasındaydı.

Türkiye 15 Temmuz’da, demokrasisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Türkiye’nin demokrasiye geçiş tecrübesi birçok bakımdan istisna teşkil etmektedir çünkü 1950’de Türkiye’nin bölgesinde başka hiçbir demokratik rejim yoktu. Demokrasiye geçiş konusundaki külliyat, demokratik olmayan rejimlere komşu ülkelerde demokrasiyi kurma şansının sadece yüzde 18 olduğunu göstermektedir. Komşularının tümü demokrasiyle yönetilen ülkeler içinse bu oran yüzde 82’dir. Siyaset bilimci Samuel Huntington’ın çığır açan kitabında belirttiği gibi, Türkiye bölgesinde demokrasiye geçen ilk ülke idi.2 II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası toplumun desteği olmasa, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde oynadığı bu istisnai rol mümkün olamazdı. Türkiye bugün, köklü demokrasi geleneğiyle başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere birçok ülkeye model oluyor. Türk demokrasisi, hem uluslararası hem de bölgesel güvenlik ve istikrar açısından hayati önem taşımaktadır.

II. Dünya Savaşı sonrasında elindeki her imkânı kullanarak demokrasiyi teşvik eden Batı dünyasının, Türk demokrasisini boğmaya niyetlenen bu darbe girişimi sırasında Türkiye’ye destek vermesi beklenirdi. Türkiye’yi demokrasi konusunda sürekli eleştiren Batılı ülkelerin 15 Temmuz’da neden tümüyle farklı bir tutum sergilediğini anlamak için 2011’de başlayan süreci incelemek gerekir. Bu süreçle birlikte, Batı ile Türkiye arasındaki çatışma başladı ve Batılı müttefiklerimiz 2011’den itibaren Türkiye’yi sistematik olarak zayıflatmaya çalıştı. Batı ile Türkiye arasında bu çatışma temelde, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunun artmasıyla ve bilhassa Arap Baharı’nın etkileriyle ilişkilendirilir. Mesela bu dönemde Batı dünyası, Suriye’deki iç savaşa kayıtsız kaldı. Hem mülteci dalgasını durdurmak hem de Türkiye ile Suriye’nin güvenliğini sağlamak için bu ülkenin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturulması bir türlü gerçekleşmedi.

Dahası, insani değerlere hassasiyet gösteren Batı dünyası bu konuda somut adımlar da atmadı. Türkiye ile Batı bloku arasındaki siyasi kopuş, Batı’nın 15 Temmuz darbesine yönelik tutumu ile iyice belirgin hale geldi.

Batılı ülkelerin özellikle 15 ve 16 Temmuz 2016’da verdiği tepkiler, gerçekte ne düşündükleri hakkında anlamlı ipuçları sunuyor. Türkiye’nin Batılı sözde müttefikleri, darbecileri değil de demokratik yollarla seçilmiş hükümeti uyararak, gelişmelerin gerisinde kaldı. Batı ülkelerinin ilk tepkileri ve açıklamaları, Türkiye’ye karşı izledikleri ikiyüzlü tutumu ortaya koyuyor. Örneğin, darbe girişiminin ilk saatlerinde AB’den tek bir resmi açıklama gelmedi. Darbenin bastırılmasından sonra 16 Temmuz’da, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini Türkiye’ye, “Anayasal düzene hemen geri dönülmesi ve temel haklar ile özgürlüklerin korunması” çağrısında bulundu.3 ABD, AB ve NATO gibi çok eski müttefiklerimiz ile birçok Avrupa ülkesinin darbe girişimi hakkındaki zayıf ve etkisiz tepkileri şok edici türdendi. Bu örgütler ve ülkeler, kanlı bir darbe girişimini püskürterek demokrasiyi kurtaran Türk vatandaşlarına ve siyasetçilerine karşı bir karalama kampanyası başlattı.4

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı gibi bazı yetkililer, darbe kalkışmasını bastırdığı ve demokrasiyi muhafaza ettiği için Türkiye’yi desteklemek yerine, Türk ordusundaki temizlik operasyonlarının “çok ama çok kaygı verici olduğunu” söyledi.5 NATO’nu başkomutanı da, “Orada yapmamız gereken bazı işler var” diyerek darbecilere destek verdi.6 ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, sonradan yalanlanan bir açıklamasında Türkiye’nin orduda ve devlet kurumlarındaki tasfiyelere devam ettiği takdirde NATO üyeliğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu.7  Batılı birçok yetkili ve gazeteci, bir adım daha ileri giderek darbenin neden başarısız olduğunu analiz etti. Mesela bunlar, darbenin Cumhurbaşkanı Erdoğan etkisiz hale getirilemediği için başarısız olduğunu bile söyledi. Bazı uzmanlar ise, darbenin bastırılması nedeniyle DEAŞ’a karşı mücadelenin de tehlikeye düştüğünü iddia etti.8 İngiltere’de yayınlanan Sunday Times gazetesinde bir yorumcu, “laikliğin koruyucuları” ve “ilerici güçler” olarak nitelediği darbecileri övdü.9 Bütün bu alıntılar, Batı’nın ikiyüzlü tutumunu gözler önüne sermesi bakımından önemli.

Darbe girişimi öncesi dönemde Türkiye’nin demokrasisine eleştiriler yönelten ABD gibi ülkelerin, AB benzeri uluslararası örgütlerin ve Uluslararası Af Örgütü ile İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi sivil toplum kuruluşlarının darbe girişimi karşısındaki tutumu, tamamen organize bir riyakârlıktır. FETÖ’nün darbesi başarılı olsa Batılı ülkelerin muhtemelen darbecileri meşru bir güç olarak tanıyacağı söylenebilir. Zira FETÖ’nün hâlâ 11 Eylül saldırılarının şokunu yaşayan Batı ülkelerindeki söylemleri, diyalog ve hoşgörüye dayalı “ılımlı” İslam’ın temsilcisi olarak kabul görmesini sağladı. Gerçek İslam’ı temsil etmeyen DEAŞ, Boko Haram ve el-Kaide gibi terör örgütlerine yönelik tepki, FETÖ’ye Batı dünyasında meşruiyet kazandırdı. Oysa bu terör örgütü çeşitli lobi faaliyetleriyle Türkiye’ye zarar vermeye başladı.

1980’lerden beri sıkı biçimde örgütlenen FETÖ, 15 Temmuz’la birlikte ılımlı hareket maskesini çıkarıp cani bir terör örgütüne dönüştü. FETÖ üyesi oldukları kuşku götürmeyen darbeciler, teröre başvurmakta tereddüt etmedi.10 Türkiye’de ve diğer ülkelerde asıl yüzünü gizleyen FETÖ, çeşitli kılıklara bürünerek ordu ile yargı gibi kritik devlet organlarına sızmaya gayret etti. 11

Darbe girişimi başarılı olsaydı, Batı muhtemelen darbecileri tanırdı. Mısır’daki askeri darbe sonrasında ABD, darbeye darbe demek yerine “demokrasinin yeniden inşası” ifadesini kullanmıştı. Batı dünyası uzun yıllardır kendi çıkarlarını maksimize etmeye yönelik politikalarla demokrasi teşvik etmeye yönelik söylemlerinin ikileminde savrulup duruyor. Batı dünyası daima, demokrasiyi desteklemekten ziyade kendi isteklerini yerine getiren “istikrarlı” rejimleri tercih etmiştir. Tabiatıyla bu tercih, bölgede demokrasinin güçlenmesini engellemiştir. Ancak Türkiye bölgedeki diğer ülkelerin tümünden daha köklü bir demokrasi tecrübesine sahip. Demokrasisi zaman zaman kesintiye uğrasa da, Türkiye demokrasiyi bütün kurumları ve kuralları ile uygulamaktadır. 15 Temmuz’da tüm dünyaya gösterdiği gibi, Türk milleti de demokrasi bilincine sahiptir. Türk milleti cumhuriyet ve demokrasi uğruna örnek bir direniş sergiledi. Halk darbecilere direnmek ve demokratik düzeni korumak için sokaklara indi.12 Türk halkı 15 Temmuz’da sadece demokrasiyi savunmamış, Batılı ülkelerden gelen tepkilerin Batı dünyasının tarihsel düşmanlığının işareti olduğunu da görmüştür. 

Dipnotlar:
1. Nebi Miş, et al., Democracy Watch: Social Perception of 15 July Coup Attempt, Ankara: Seta Publications, 2016, p. 23.
2. Samuel P. Huntington, The Third Wave: Democratization in the Late 20th Century, Oklahoma: University of Oklahoma Press, 1991.
3. Muhittin Ataman, Gloria Shkurti, “Batı’nın Darbe Sicili ve 15 Temmuz Darbe Girişimine Tepkisi”, Adam Akademi, Vol. 6, No. 2, 2016, p.62.
4. Burhanettin Duran, Fahrettin Altun (ed.), The Triumph of Turkish Democracy: The July 15 Coup Attempt and Its Aftermath, Ankara: SETA Publications 8, 2016, p. 8.
5. http://www.latimes.com/world/middleeast/la-fg-turkey-crackdown-20160729-snap-story.html
6. https://www.bloomberg.com/news/articles/2016-07-28/turkey-unrest-to-affect-anti-terror-efforts-u-s-commander-says
7. DS Centre For Policy Studies, July 15, Gulenist Coup Attempt, Report Issue 3, July 2016, p. 18.
8. Can Acun, “Déjà vu: The West’s Effort to Transform Turkey into another Egypt”, https://www.middleeastmonitor.com/20160802-deja-vu-the-wests-effort-to-transform-turkey-into-another-egypt/
9. Soumaya Ghannoushi, “Why Is Erdogan Being Demonized In The West?”, http://www.huffingtonpost.com/soumaya-ghannoushi/why-is-erdogan-being-demo_b_11112764.html 10. Nebi Miş, et al., Democracy Watch: Social Perception of 15 July Coup Attempt, Ankara: Seta Publications, 2016, p. 23.
11. Anadolu Agency, FETO’s Coup Attempt in Turkey: A Timeline, Ankara, Anadolu Agency Publication, August 2016, p. 5.
12. Department of Corporate Communications of the Presidency, July 15 Coup Attempt in Turkey and People’s Victory, Ankara, August 2016, p. 10.

Kategori 4

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi karşısında BM, NATO, AB gibi kuruluşlar ile ABD- Rusya ve diğer ülkelerin duruşları.

1. Erdem ÖZLÜK

Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Batının Organize Riyakarlığı

2. Faruk TEKŞEN

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi Sonrasında Avrupa-Atlantik Kurumlarıyla Daimi İlişkilerin Devamı ve Rusya ile Normalleşme

3. Erol UZUN

15 Temmuz Öncesi ve Sonrasında ABD ve Batı