|


Kategori 3

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimindeki iç-dış aktörler, işgal, kaos ve iç savaş riski.

15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişimi Sonrasında OHAL Uygulamaları ve İdam İçin Anayasal Bir Perspektif

Cengiz GÜL

Key words: Darbe girişimi, işgal operasyonu, demokrasi nöbetleri, direniş hakkı, idam

Askeri Darbeler ve 15 Temmuz İşgal Girişimi İçin Genel Bir Perspektif

Türk demokrasisinin 1950’den sonraki tarihini incelediğimizde, Türkiye’nin kesintisiz demokrasiyi inşa edebileceği bir zemin oluşturamadığını görüyoruz. Bu arada, demokrasi birtakım saldırılara ve etkilere aşırı derecede maruz kaldığından demokrasi kavramı da zedelendi. Türkiye’de 1950’den sonra meydana gelen askeri darbelerin ve darbe girişimlerinin çetelesini tutmak hakikaten zor. 27 Mayıs 1960’da düşük rütbeli 38 subay tarafından “emir komuta zinciri dışında” düzenlenen darbeyi, 12 Mart 1971 muhtırası izledi. Muhtıra, hükümeti devirmek amacıyla siyasetçilere baskı yapan askerlerce verilmişti.1 Bunun ardından gelen ve tamamen askeri hiyerarşi içinde düzenlenen 12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’de etkisi uzun yıllar sürecek sorunlara sebep oldu.2 Daha sonra, “bin yıl süreceği” söylenen 28 Şubat sürecine adını veren 28 Şubat 1997 postmodern darbesi düzenlendi. Bu darbe bilhassa toplumun muhafazakâr kesimlerini olumsuz etkiledi.3 Bunların üstüne bir de, eşi başörtülü olan bir adayın cumhurbaşkanı olmasını engellemek maksadıyla 27 Nisan 2007’de askerler tarafından bir e-muhtıra verildi.4 Ancak bu muhtıra denemesi AK Parti’nin kararlı duruşu sayesinde savuşturuldu. Fakat Türkiye’deki darbe girişimleri bir şekilde devam etti. Haziran 2013’teki Gezi Parkı protestoları ve 17-25 Aralık 2013’te polis ve yargı cuntası5 eliyle yürütülen darbe girişimleri, Türkiye’yi askeri vesayetin yönetimindeki bir hükümete teslim etmek isteyen bir grup tarafından düzenlendi. Son olarak Türkiye, 15-16 Temmuz 2016’da terör örgütü FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) tarafından düzenlenen terör saldırılarına maruz kaldı. Ordu içindeki küçük bir grubun yürüttüğü Temmuz 2016’daki bu terör saldırıları, askeri darbeden bile daha kötü bir hâl aldı. Zira saldırılar bir anlamda, ülkeyi umutsuzluğa sürükleyebilecek sistematik terör eylemleri niteliğindeydi. Buna rağmen, o güne kadar pasif kalan Türk milleti direniş hakkını6 kullandı ve birtakım iç ve dış güçlerin yazdığı uğursuz senaryoda figüran olmayı reddetti. Sonunda Türk milleti bu işgal girişimini püskürttü.7

15 Temmuz’daki sistematik terör saldırıları basit bir darbe girişimi değildi. Bu kalkışma, kapsamlı bir işgal operasyonuna zemin hazırlayabilecek toplu bir saldırı olarak yorumlanabilir.8 Milli iradeyi temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM),  ne Sevr Anlaşması’nı takiben ülkeyi işgal eden düşmanlarca ne de 1960 ve 1980 darbelerinde darbeciler tarafından bombalanmıştı. 1960 ve 1980 darbelerini düzenleyenler, işkence ve cinayet suçları işleseler de cumhurbaşkanı veya başbakana suikast girişiminde bulunmamış, devlet kurumlarını bombalamamış ve askeri araçları kullanarak sivillere saldırmamıştı.

FETÖ/PDY’nin9 15 Temmuz’daki başarısız işgal operasyonunun ardındaki üst akıl kendisini, 1980 darbesinin başarıyla sonuçlandığını “Bizim çocuklar başardı” ifadesiyle haber vererek göstermişti. Aynı üst akıl bu kez, darbenin bastırılması üzerine olayla hiçbir ilgisi olmadığını söyledi.10 Dolayısıyla Türk halkı vatanını, demokrasiyi ve düşmanlara karşı gerçek bir lider olarak gördüğü cumhurbaşkanını doğal bir refleksle savundu. Ayrıca bu halk, demokrasiyi ve vatanı savunmak için nöbet tutarak ülkeyi bölme planları yapan düşmanlara karşı caydırıcı bir güç oldu. Bilindiği üzere, Kasım 2015’te Paris’te düzenlenen terör saldırılarının ardından çok sayıda devlet başkanı ve başbakan, terörü kınamak amacıyla Paris’te yapılan yürüyüşe katılmıştı. Oysa aynı devlet başkanları ile başbakanlar, terör saldırılarını kınamak için Türkiye’yi ziyaret etmedi. Bu da onların Türkiye’nin hakiki ve samimi müttefikleri olmadığını gösteriyor.11 2013 yılında General Sisi liderliğindeki cuntanın Mısır’da düzenlediği darbeyi kınamayan Batılı ülkeler, darbe ifadesini kullanmaktan bile kaçınmıştı. Tabiatıyla, bu ülkelerin Türkiye’deki başarısız darbe girişimini kınamaları da beklenemez. ABD ve AB’nin bu tutumu, Türkiye’nin tam bağımsız bir ülke haline gelerek Batılı ülkelerin kendisine çizdiği rotadan çıktığını gösteriyor. Yani Türkiye ABD ile AB’nin uşağı olmayı reddedip teknolojide, ekonomide ve savunma sanayinde atılımlar yapınca, Türkiye üzerindeki kontrolü kaybetmek istemeyen bu ülkeler darbeye başvurdu. 15 Temmuz’daki başarısız darbe ve işgal operasyonu, bu ülkelerin pervasızlığının boyutunu gözler önüne serdi. FETÖ/PDY’nin piyon olarak kullanıldığı darbe ve işgal operasyonunun püskürtülmesi, eski Türkiye’nin geçmişte kaldığını ve yeni bir Türkiye’nin doğduğunu tüm dünyaya ilan etti.          

15 Temmuz Sonrasında Olağanüstü Hal İlanı ve Uygulamasının Anayasal Çerçevesi

15 Temmuz darbe girişimini takiben 23 Temmuz’da, ülke genelinde olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi. Bu durum, ülke içinde ve dışında birtakım mesnetsiz iddialarla eleştirildi. Oysa Paris’teki terör saldırılarının ardından Fransız hükümetinin OHAL ilan edip altı aylık sürelerle uzatması, ne bu ülkede ne de uluslararası arenada tepki çekmişti.12 Öte yandan, Türkiye’deki darbe girişimi sırasında 249 kişi şehit düşüp 2 binin üzerinde kişi de yaralanırken, bu toplu saldırıda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü binası, Polis Özel Harekat Dairesi Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) binası da bombalandı. Üstelik darbeciler cumhurbaşkanı ile başbakanı da öldürmeye çalıştı. Bu saldırılar Paris’tekilerden çok daha şiddetliydi. Şehitler ve gaziler dikkate alındığında, hükümetin 1982 Anayasası’nın 120. maddesi uyarınca ilan ettiği OHAL’e yönelik eleştiri ve itirazların hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.13 Anayasa’nın 122. maddesinde ifade edilen şu şartlar, 15-16 Temmuz’da aynen gerçekleşmiştir: “Ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle...” Bu yüzden, hükümet sıkıyönetim bile ilan edebilirdi. Ancak hükümet Anayasa’nın 120. maddesini uygulayarak OHAL ilan etti ki, bunun daha hafif ve kolay bir tedbir olduğu söylenebilir. Bu kararı eleştirmek, vicdanlı bir davranış değildir.   

Hukuki Bir İnceleme: Halkın İdam Talebi ve Beklentisi

Vatandaşlar 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimi sonrasında düzenlenen Demokrasi Nöbetleri’nde idam beklentilerini dile getirdi. İdam cezasının uygulanması konusunda ilerleme sağlamak için öncelikle mevcut anayasa maddelerini değiştirip ardından da Türk Ceza Kanunu’na bir cezai yaptırım olarak ölüm cezasını eklemek suretiyle idamın 1982 Anayasası’na dâhil edilmesi gerek. 15 Temmuz darbesinin faillerine ölüm cezası uygulanıp uygulanmaması gerektiği ayrı bir tartışma konusu. Yukarıda bahsedilen konuları tartışmaya devam eden insanlara göre kanunların geçmişe yürütülmemesi ilkesi böyle bir değişikliğin darbecilere uygulanmasına izin vermiyor. Bu anlamda, Anayasa’nın 15. maddesinin 2. fıkrası ile suç ve cezaların geçmişe yürütülemezliği ilkesi dikkate alındığında, ölüm cezasının darbecilere uygulanamayacağı14 belirtiliyor. Fakat kamuoyunda bu konuda ortak bir mutabakat yok ve bu görüş insanları tatmin etmiyor. Aslında, yukarıda bahsedilen evrensel ilkenin darbecilere ölüm cezası verilmesi halinde ihlal edileceğini iddia edemeyiz çünkü bu bitmiş ve anlık bir suç değil, tam aksine, devam eden bir suç. 15 Temmuz’daki başarısız darbe dâhil olmak üzere Türkiye’deki terör saldırılarının bittiği iddia edilemez. 15 Temmuz sonrasında saldırı düzenlemek için FETÖ/PDY ile işbirliği yapan başka terör örgütleri saldırılarına devam ediyor. Yani başlayan saldırılar henüz sona ermedi; sadece farklı yöntemlerle sürdürülüyor. Bu noktada, ölüm cezasının bir an önce anayasaya eklenmesi ve 15 Temmuz darbecilerine idam cezası verilebileceğine dair geçici bir madde getirilmesi gerekiyor. Bilindiği gibi, bu tür bir anayasa değişikliği ciddi tepkilere ve AB’den dışlanmaya yol açar. Bu riski almak için ölüm cezasını geri getirmeye değer bir sebep olmalı. Söz konusu darbecilere uygulanmadığı takdirde bu idam cezasının hiçbir anlamı olmaz.


Dipnotlar:
1. Şükrü Karatepe, Darbeler, Anayasalar ve Modernleşme, İz Yayıncılık, İstanbul, 1993, s. 217 vd., 240 vd.
2. Karatepe, a.g.e, s. 245 vd.
3. Mustafa Erdoğan, 28 Şubat Süreci, Ankara, 2000. Murat Sevinç, Anayasa Yazıları, 2. Baskı, İmaj Yayınları, Ankara, 2011, s. 311 vd.
4. http://www.darbeler.com/2015/05/18/27-nisan-e-muhtirasi/12.03.2017.
5. Hasan Alparslan, Hedefteki Erdoğan Cemaatin Emniyet Yargı Cuntası Eliyle 17-25- Aralık Darbesi, /https://simgedergi.wordpress.com/2016/07/28/hedefteki-erdogan-cemaatin-emniyet-yargi-cuntasi-eliyle-17-25-aralik-darbesi/12.03.2017. Tamer Korkmaz, ABD+FETÖ+Doğan, http://m.yenisafak.com/yazarlar/ tamerkorkmaz/ abdfeto-dogan-2035507?n=1, 12.03.2017.
6. “Direnme hakkı” ile ilgili daha fazla bilgi için bkz.: Ömer Ömeroğlu, Direnme Hakkı, Meşruluğu ve Pratik Değeri, EÜHFD, C. XIII, S. 1-2, Erzincan, 2009, ss. 103-115.
7. TCCB, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi, http://www.tccb.gov.tr/assets/dosya/2016-09-22-15temmuz-tr.pdf.12.03.2017.
8. Ersin Ramoğlu, Türkiyeyi İşgal Planını ABD Hazırladı, http://www.sabah.com.tr/yazarlar/bolgeler/ramoglu/ 2016/07/28/turkiyeyi-isgal-planini-abd-hazirladi. 12.03.2017.
9. E. Emrullah Berkkan, “Üst Akıl ve Fetö” Darbenin Gizli Kodları, Eftalya Yayınları, İstanbul, 2016.
10. Merve Şebnem Oruç, Sizin Çocuklar Bu Kez Başaramadı, http://www.yenisafak.com/yazarlar/mervesebnem oruc/sizin-cocuklar-bu-kez-basaramad%C4%B1-2030898. 12.03.2017.
11. Hacı Mehmet Boyraz, 15 Temmuz Sonrası Türkiye AB İlişkilerinin Geleceği, https://www.setav.org/15-temmuz-sonrasi-turkiye-ab-iliskilerinin-gelecegi/12.03.2017.
12. https://tr.sputniknews.com/turkiye/201607261024105108-avrupa-konseyi-ohal-turkiye-elestiri/12.03.2017.
13. Cem Duran Uzun, 15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası Olağanüstü Hal İlanı ve Sonuçları, https://setav.org/ assets/uploads/2016/07/138.-perspektif.pdf.12.03.2017.
14. http://www.diken.com.tr/akpli-sentopa-gore-idam-15-temmuz-icin-mumkun-degil-ikincisi-olursa-uygulanir/ 12.03.2017. Selin Girit, Türkiye İdam Cezasını Geri Getirebilir mi?, http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-36831898. 12.03.2017.




Kategori 3

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimindeki iç-dış aktörler, işgal, kaos ve iç savaş riski.

1. Cengiz GÜL

15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişimi Sonrasında OHAL Uygulamaları ve İdam İçin Anayasal Bir Perspektif

2. Tuğba ERCAN GÜNEYKAYA

“Öteki” Türkiye

3. Murat BİNAY

Türk Milletinin Ölüm Kalım Mücadelesi