|


Kategori 2

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin Türkiye ve dünya tarihindeki darbelerden farkları ve benzerlikleri (İşgal, terör, iç savaş riski vb.)

Olmak ya da Olmamak: Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişimi

Abdurrahman GÜMÜŞ

Key words: 15 Temmuz darbe girişimi, karşı müdahale, Mısır, sivil-asker ilişkileri

Temmuz 2013’te Mısır’da yapılan askeri müdahaleden sadece üç yıl sonra, 15 Temmuz 2016’da bu kez Türkiye bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Mısır’da demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı olan Mursi devrilmiş ve kanlı bir sürecin sonunda darbe başarılı olmuştu. Ancak Türkiye’deki darbeciler, siviller ile vatansever askerlerin beraberce sergilediği kahramanlık sayesinde durduruldu. İki ülkede de “darbe geleneği”nin bir tarihsel gerçeklik olduğu söylenebilir. Mısır’daki askeri müdahale bu zincirin en son halkası olarak nitelenebilir. Oysa Türk halkı darbecilere izin vermeyerek adı konulmamış “her askeri müdahaleden sonra bir yenisi gelir” kuralını yıktı.1 Bir başka deyişle, Türkiye’de siviller bir “karşı müdahale” yaptı ve bu müdahale sadece Türk siyaseti için değil, darbe girişimleriyle yüz yüze kalan tüm ülkeler için bir dönüm noktası olarak şimdiden tarihteki yerini aldı. Her ne kadar iki ülkede de ordunun siyasette geleneksel bir rolü olsa da, son iki darbe girişimi sonuçları itibariyle birbirinden tamamen farklı. Bu makalede, sivil-asker ilişkileri açısından var olan benzerliklere rağmen gerçekleşen söz konusu “yol ayrımının” ardındaki sebepler incelenecek ve 15 Temmuz’un niçin Türkiye ve dünya tarihinde benzersiz bir vaka olduğu açıklanacaktır.

İlk olarak, bir darbe girişiminin “emir komuta zinciri” içinde yapılıp yapılmadığı, askeri müdahalelerin sonuçları açısından büyük önem taşır. Mısır’da ordu, ülkenin siyasi gündemi ile iç ve dış aktörlerin rollerini kontrol ederek stratejik hareket etti. General Sisi’nin liderliğindeki ordu “48 saatlik bir ültimatom” ile siyasete müdahil olmaya karar verdiğinde, bir dizi etkenden dolayı “müdahale fırsatı”2 doğduğunu fark etti: Toplumdaki derin kutuplaşma, güvenlik sorunları ve ABD ile diğer dış güçlerin “bekle ve gör” politikası. Mısır ordusu diğer güvenlik güçleriyle işbirliği içinde hiyerarşik bir düzen içinde hareket etti. Öte yandan, Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) adlı örgüte üye belli bir grup asker tarafından düzenlendi. Bir diğer ifadeyle, bunlar gerçek asker olmaktan ziyade askeri üniforma giymiş hainlerdi. Askeri hiyerarşinin en tepesindeki komutanlardan bazıları 15 Temmuz gecesi TV kanallarından yaptıkları açıklamalarda, darbe girişiminin ordunun “emir komuta zinciri” içinde yapılmadığını bildirdi. Çok sayıda vatansever asker ile diğer güvenlik güçleri, darbecilerle çatışmaya girdi. Bunlar darbe girişiminin kısa sürede bastırılmasında büyük bir rol oynadı. Dolayısıyla Mısır’dan farklı olarak, Türkiye’deki darbe girişimi ordunun kurumsal bütünlük ve hiyerarşik düzen içinde yürüttüğü bir harekat değildi. Bu da kalkışmanın başarısız olmasının önemli bir sebebiydi.

İkinci olarak, liderlerin kriz anlarında yaptıkları öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimi sırasındaki karizmatik liderliği, Türk siyasi tarihinde bunun en iyi örneklerden biriydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası arenada milletin tamamının iradesini temsil ediyor olarak görüldüğü ve toplumun geniş kesimlerinin desteğini aldığı için şahsi olarak darbe girişiminin en önemli hedefiydi. Erdoğan’ın sakin, özgüvenli ve cesur duruşu halkı cesaretlendirdiğinden, halktan sokakları ve önemli noktaları tutmasını istediğinde hiç kimse tereddüt etmedi. Gerçekten de bu durum Erdoğan ile vatandaşlar arasında bulunan, Erdoğan’ın siyasi kariyerinden ve insanların ona duyduğu koşulsuz güvenden kaynaklanan güçlü bağın kanıtıydı. Erdoğan yıllarca başbakan olarak ülkeyi yönettikten sonra 2014’te Cumhurbaşkanı seçildi. Darbe girişimi sırasında iktidar boşluğu veya istikrarsızlık olmadığı için darbeciler amaçlarına ulaşamadı. Mısır’daki askeri müdahale, Mursi’nin cumhurbaşkanı seçilmesinin birinci yıldönümünde meydana geldi. Bu yüzden, Mursi’nin hükümet programını hayata geçirmeye ve liderlik yaparak iktidarını sağlamlaştırmaya yetecek kadar zamanı ve şansı hiç olmadı. Mursi, Rabia Meydanı’nda toplanan halkın sembolü haline gelse de, askeri müdahaleyi önleyecek kadar belirleyici bir rol oynayamadı. Sonuç olarak, iki ülkedeki askeri darbelerin “farklı sonuçlanmasında” liderliğin rolü önemli bir etkendi. 

Üçüncü olarak, bütün askeri müdahalelerde sivil aktörlerin rolü en az askeri kanadın rolü kadar önemlidir. Mısır toplumundaki derin kutuplaşma ve Mursi aleyhtarlarınca düzenlenen büyük protesto gösterileri, Mısır ordusu tarafından meşruiyet kaynağı olarak kullanıldı. Ayrıca akademik uzmanlar, sivil müttefiklerin askeri müdahaleler için önemine dikkat çekmektedir.3 General Sisi’nin Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrildiğini ilan ettiği sırada, yanında Muhammed el-Baradey’in, Kıpti Kilisesi Patriği’nin, El Ezher Şeyhi’nin ve gençlik hareketi liderinin bulunması, Mısır bağlamında bunun kanıtıydı. Diğer taraftan, Türkiye’de siviller darbecileri engellemek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısından önce bile sokaklara indiler ve bu sayede bir “karşı müdahale” yapabildiler. Buna ilaveten, muhalefet partilerinin liderleri, seçilmiş hükümeti ve cumhurbaşkanını desteklediklerini açıkladı. Bir başka ifadeyle, sivil aktörler darbe girişimine hep birlikte karşı çıktı. İşte bu milli birlik ve dayanışma ruhu, milyonlarca kişinin katıldığı “Yenikapı Mitingi” ile pekiştirildi ve tüm dünyaya sergilendi.

Vurgulanması gereken önemli noktalardan biri de, bazı aktörlerin veya kurumların askeri müdahalelerin gidişatını belirleyen önemli roller oynayabildiğidir. Bu noktada, özel misyonu ve olayları belli bir bakış açısından sunma sorumluluğu ile medya ön plana çıkıyor. Mısır’da bazı TV kanalları darbeyi sevinçle karşılarken, Türkiye’de medyanın neredeyse tamamı darbeye karşı çıktı ve seçilmiş hükümetin yanında yer aldı. Ayrıca 15 Temmuz’da, Diyanet İşleri Başkanlığı ve teşkilatı harekete geçerek halkı darbecilere karşı cesaretlendirdi. Kritik anlar insanların karakterini ortaya koyar. Bu yüzden, Türkiye’de siviller ve kurumlar bu darbe girişiminde başarılı bir sınav verdi.

Özetlemek gerekirse, bir darbe girişiminin sonucunu hem askeri hem de sivil kanattaki bir dizi etken belirler. Ordunun ve güvenlik kuvvetlerinin hiyerarşik düzeni, siyasi liderlik, sivil aktörlerin tutumları ve medya ile diğer kurumların rolü, bu etkenlerin en önemlileri arasında sayılabilir. Mısır ordusu bu etkenlerden faydalanırken, Türkiye bu alanlarda Mısır’a göre daha iyi bir durumda olduğundan, bazı dış aktörlerin Mısır’da uyguladıkları benzer politikalara maruz kalmasına rağmen darbeyi engellemeyi başardı. 15 Temmuz darbe girişimi başarısız olduğu için darbecilerin asıl amaçları ile planlarının öğrenilemediğini unutmamalıyız. Darbe girişimi sonrasında çeşitli yollarla toplanan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla Türkiye, darbeyi bastırarak muhtemel bir iç savaştan, işgalden veya terör yatağı olmaktan kurtulmuş. Bu bir bağımsızlık, vatan ve demokrasi mücadelesiydi. Türk milleti “İkinci Kurtuluş Savaşı”nı kazandı ve üç yıl önce Mısır’da yere düşen demokrasi bayrağını yeniden göndere çekti. Şehit ve gazilerimize minnettarız.   

Kaynakça

Finer, S. E. (1988). The Man on Horseback: The Role of the Military in Politics. Boulder, Colorado: Westview Press.

Hunter, Wendy. (1997). Eroding Military Influence in Brazil: Politicians against Soldiers. Chapel Hill and London: The University of North Carolina Press.

Nordlinger, Eric A. (1977). Soldiers in Politics: Military Coups and Governments. New Jersey: Prentice-Hall, Inc, Englewood Cliffs.

Pion-Berlin, David. (1997). Through Corridors of Power: Institutions and Civil-Military Relations in Argentina. Pennsylvania: The Pennsylvania State University Press.

Dipnotlar

1. Nordlinger, Soldiers in Politics: Military Coups and Governments (New Jersey: Prentice-Hall, Inc, Englewood Cliffs, 1977), 207.
2. Finer, The Man on Horseback: The Role of the Military in Politics (Boulder, Colorado: Westview Press, 1988), 20-76.
3. Hunter, Eroding Military Influence in Brazil: Politicians against Soldiers ( Chapel Hill and London: The University of North Carolina Press, 1997), 21. Pion-Berlin, Through Corridors of Power: Institutions and Civil-Military Relations in Argentina (Pennsylvania: The Pennsylvania State University Press, 1997), 16.

Kategori 2

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin Türkiye ve dünya tarihindeki darbelerden farkları ve benzerlikleri (İşgal, terör, iç savaş riski vb.)

1. Rahmi KOPAR

Aynı Eski Oyun: Enerji Politikalarının Darbedeki Rolü

2. Mustafa Al MUKDAD

Türkiye'deki Darbe Girişimi ve Dünyadaki Darbeler

3. Abdurrahman GÜMÜŞ

Olmak ya da Olmamak: Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişimi