|


Kategori 1

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanından 15 Temmuz 2016 işgalci ve terörist FETÖ darbe girişimine kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğu ve darbe karşıtlığının gelişimi.

Darbeye Direnmek: Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişiminden Çıkarılan Dersler

Fatma Nur HÜKÜM

Key words: Askeri darbe girişimi, FETÖ, 15 Temmuz, Demokrasi, halk direnişi

“Askeri darbe” girişimlerinin, demokratik gelişimlerini henüz tamamlamamış Türkiye gibi ülkeler için en önemli siyasi sorunlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Bilhassa ideolojik saiklerle hareket eden grupların (statükocu laikler veya FETÖ gibi terör örgütleri) siyasi sistemin işleyişine müdahale etmeye veya siyasi aktörleri sürekli kontrol altında tutacak bir sistem oluşturmaya çalıştığı bilinir. Bir diğer ilginç nokta da şudur; bu riskli işe atılan ve hakkında fazla araştırma yapılmamış yeterince anlaşılmamış bir düşünce yapısına sahip olan grupların neredeyse tümü asıl amaçlarının sosyal, siyasal ve ekonomik sorunları çözmekte yetersiz kaldığını düşündükleri mevcut siyasi sistemden daha iyi işleyen bir sistem kurmak olduğunu iddia eder.1

Bu çalışmada ilk olarak, Türkiye’de değişik askeri örgütlenmeler tarafından düzenlenen darbelere, darbe girişimlerine ve verilen muhtıralara değinilecektir. 2 Daha sonra, Türk halkının Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerince 15 Temmuz 2016’da düzenlenen darbe girişimine gösterdiği direnişin “sebepleri, vasıtaları ve yöntemleri” tartışılacaktır.

Türk Demokrasisinin Darbeler ve Muhtıralarla İmtihanı

Türk demokrasisinin çok partili sisteme geçtikten sonraki tarihine, on yılda bir gerçekleşen darbeler ile darbe girişimlerinin şekil verdiği söylenebilir. 1980’ler ve öncesinde meydana gelen müdahalelerin failleri genelde, sözde “devletçi” bir reflekse veya geleneğe atıfta bulunmuştur. Ancak 1980’ler sonrasında, bu faaliyetlerin gerekçesi yeni ortaya çıkmakta olan laiklik hassasiyeti oldu. 

27 Mayıs 1960 darbesi, seçimle iş başına gelmiş bir hükümeti görevden uzaklaştırmıştı. Başbakan Adnan Menderes ile iki bakanının idama mahkûm edildiği bu darbe, demokrasiye ağır bir darbe vurdu. 1960 darbesini düzenleyen askerlerin yayınladığı bildiri incelendiğinde, temel gerekçe olarak “kardeş kavgası, mevcut devlet krizi ve siyasi anlaşmazlıklar”ın vurgulandığı görülür. 12 Mart 1971 muhtırasını veren askerler ise “anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik kargaşa ve cumhuriyetin bekasına yönelik ciddi tehditler”i sebep göstermişti. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde ise darbeciler şu sebepleri öne sürdü: “Siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar; anarşi ve terör; devletin savunmasız bırakıldığına dair halkta oluşan kanaat.” Bu darbenin sonuçları oldukça sarsıcıydı çünkü 1960 darbesindeki gibi üst düzey isimler için olmasa da çok sayıda kişiye idam cezası verilmişti.

27 Nisan 2007 e-muhtırası, özellikleri itibarıyla bütün bu örneklerden tamamen farklıydı. Muhtırayı veren askerler gerekçe olarak şunları göstermişti: “Laikliğin ve diğer cumhuriyet değerlerinin korunması, devlete meydan okunması ve cumhuriyete düşmanlık.” Bu yüzden, 27 Nisan e-muhtırası daha önceki yumuşak veya sert müdahalelerden tümüyle farklıydı. Muhtıraya yönelik tepkiler de diğer örneklere benzemiyordu.

Son olarak, FETÖ mensuplarının 15 Temmuz 2016’da düzenlediği darbe girişimine bakıldığında, seçilmiş meşru siyasi aktörlerin tamamen sübjektif, haksız ve mesnetsiz iddialarla suçlandığı görülmektedir. Oysa bu darbe girişimine katılan askerlerin tıpkı daha öncekiler gibi “devletin bekası”na vurgu yapması beklenirdi.

15 Temmuz Darbesine Karşı Milli Direniş: Sebepler, Yöntemler ve Stratejiler

FETÖ mensubu askerler ile işbirlikçilerinin 15 Temmuz 2016 gecesi düzenledikleri darbe girişiminin gerekçeleri, özellikleri, hedefleri, uygulanışı ve sonuçları itibarıyla geçmişteki darbelerden farklı olduğunu söyleyebiliriz. Zira daha önceki darbelere, muhtıralara ve darbe girişimlerine gerekçe olarak; ülkedeki kargaşa, siyasi kavgalar ile bunların yol açtığı anarşi, kaos ortamı ve son olarak da ekonomik ve siyasi krizler gösterilmişti. Oysa 15 Temmuz darbe girişiminin, ülkenin her yerinde bir barış ve refah dönemi yaşanırken gerçekleştiğini görüyoruz. Ekonomik göstergeler pozitifti ve bozulmaları için hiçbir sebep yoktu. Ülkede bir siyasi kargaşa veya kriz de söz konusu değildi. 

Öte yandan geçmişteki darbelerin, muhtıraların ve diğer askeri müdahalelerin faillerinin, “özel olarak dini kullanan” herhangi bir yapının veya örgütün mensupları olmadığını belirtmek gerek. Türkiye bu kez, dini “maske” olarak kullanan yeni bir darbe girişimiyle karşılaştı.

Dahası darbenin doğrudan cumhurbaşkanını yani anayasal olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin başı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanı konumundaki kişiyi hedef aldığını vurgulamalıyız. Ayrıca, yasama organı (meclis) ve devletin diğer idarecileri de hedefteydi. Bu darbe ile diğerleri arasındaki en önemli fark, bu kez ‘toplumun’ da doğrudan hedef alınması idi. Daha açık ifade etmek gerekirse darbeciler ilk kez, açıkça zarar vermek ve yakıp yıkmak için ağır silahlar (saldırı helikopterleri, savaş uçakları ve diğer silahlar) kullanıyordu. Bu yıkıcı saldırılar sonucunda 249 vatandaş ve kamu görevlisi şehit oldu. Bunun 10 katı kadar insan da yaralandı.

Sonunda, darbenin başlamasından yaklaşık üç saat sonra, bu girişimin başarısız olacağı anlaşıldı. Ertesi gün, ufak bazı gruplar haricinde darbecilerin neredeyse hepsi tutuklanmış ve bu hain kalkışma bastırılmıştı. Ama şunu da eklemeliyiz ki, “Demokrasi Nöbeti” adı verilen ve akşamdan sabaha kadar süren toplu halk eylemleri darbeden sonra uzun süre devam etti.

Halkın toplu direnişi incelendiğinde, insanları harekete geçiren çeşitli sebepler olduğu görülüyor. Milli egemenliği savunmak, askeri darbe benzeri antidemokratik uygulamalara karşı olmak, demokratik sistemi ve aktörlerini korumak, yabancı ülkelerin müdahalesine direnmek ve devletin bekasını savunmak bu sebepler arasındaydı.

Halkın bu direniş sürecinde birtakım vasıtalar ve yöntemler kullandığı görüldü. Örneğin; insanlar doğrudan bedenlerini siper ederek veya o an ellerinin altında olan herhangi bir şeyi (tahta parçası, kamyon, motosiklet vb.) kullanarak yürüyüşler ve mitingler yaparak darbeci askerleri teslim olmaya ikna etmeye çalışarak iş makinaları ve büyük araçlarla askeri kışla çıkışlarını kapatıp darbecilerin hareketlerini engellediler.

Bu arada bazı direnişçiler, “sosyal medya vasıtasıyla bilgi akışı sağlamak, dini ve milli değerleri (bayrak, dualar, ezan) kullanmak, yabancı dillerde metinler oluşturup bunları uluslararası platformlarda videolar, TV programları ve başka görsel malzemeler (poster vs.) aracılığıyla yayınlamak” gibi görece daha yumuşak yöntemlere başvurdu. Bu yöntemler ve vasıtalar güçlü silahlar karşısında önemsiz gibi görünse de direnişin örgütlenmesi, güçlendirilmesi ve sürdürülmesi bakımından önemli işlevler gördüler.

Sonuç olarak FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi, demokratik bir toplumun kendi varlığına ve özgürlüğüne yönelik her türlü tehdide, o toplumun üyelerinin canları pahasına direnebildiğini ortaya koymuştur.   


Dip Notlar:
1. 27 Mayıs 1960 Darbesi, 12 Mart 1971 Muhtırası, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında yayınlanan bildiriler dikkatle incelendiğinde, bu tür ortak noktaların görüleceğini düşünüyoruz.
2. Bunları seçerken, darbe veya muhtıranın başarılı olup olmadığı ve bunların sonuçlarının yarattığı etkilerin şiddeti ve boyutu gibi ölçütler dikkate alınmıştır.

Kategori 1

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanından 15 Temmuz 2016 işgalci ve terörist FETÖ darbe girişimine kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğu ve darbe karşıtlığının gelişimi.

1. Fatma Nur HÜKÜM

Darbeye Direnmek: Türkiye'deki 15 Temmuz Darbe Girişiminden Çıkarılan Dersler

2. Mehmet TURGUT

Türkiye'nin Demokrasi Yolculuğu ve Darbelere Muhalefet

3. Musab Talha AKPINAR

Türk Demokrasisi ve Karşılaştığı Zorluklar